123 Flash Menu Placeholder.
                    ENGLISH



Tasarım:MooNLIGHT   Myspace

TÜRKLER VE ORYANTAL DANS

Türklerin M.Ö. II bin yıllarında anayurtları Orta Asya idi. Genellikle kabileler halinde ve göçebe bir yasam sürmekteydiler. Dans kavramı onlar için dini ayinlerde ve coşku sonucu veya savaş sonrasında kıvancı paylaşmak amacıyla bir ateşin çevresinde büyük canlılıkla kadınlı erkekli bir daire oluşturarak sağdan sola doğru çeşitli ayak figürleriyle dans etmeleriydi.
Büyük Selçuklu devleti kurulduğu sıralarda Türkler Arap ülkelerine göç etmeye başladılar. Uzun bir dönem Selçuklular İran’a hâkim oldular. Burada yasadıkları uzun zaman içinde doğunun engin kültürünü benimsediler. Türkler oryantal dans ile bu topraklarda tanıştılar. Bu dans türü Türkleri çok etkilemişti ve oryantal dans artık Selçuklu saraylarının vazgeçilmez eğlencesi haline gelmişti.
Arap ve Fas kültüründe bu dansı yapan kadınlara raks_ı sharki (oryantal dansçı) denirdi. Cinselliği ve doğurganlığı anlatan bu kültür aslında o zamanlarda çalgı çalıp şarkı söyleyen ve sonrasında da dans eden kadın anlamına geliyordu. Türkler çaldıkları müzik aletinin adına CENK çalan ve dans eden kadına ÇENK-I (çengi) dediler.

Türkler M.S.1040 yıllarında İslamiyet’i kabul ettikten sonra kadın dansları artık sadece saray eğlencelerinde, haremde yapılmaya başlandı. Saray dışında erkekler arasında yapılan eğlencelerde ise kadın elbisesi giymiş erkekler dans etmeye başladı. Bunlara da KÖÇEK deniliyordu. Selçuklu Devleti içindeki düzenlenen eğlencelerde at yarışları, yağlı güreşler, çengi ve köçekler davetlileri eğlendirirdi.
Yıkılan Selçuklu Devleti'nin ardından kurulan Osmanlı İmparatorluğu’nda da çengi, köçek ve zamanla Arapça isim alan rakkaseler artık Türklerin vazgeçilmez bir kültürü olmuştu.
Osmanlı zamanında sarayların dışında çengi ve köçeklerin belediye izinli teşkilatı vardı. KOL denilen her gurupta 12 kişi dansçı 4 kişi SIRACI denilen saz ekibi ve bu guruba reislik (patronluk) eden KOLBASI adı verilen biri bulunurdu. Bunların yasadıkları ev MEŞKHANE diye anılırdı, çengi ve köçek olmak isteyenler gelip kolbaşından özel kurslar alıp bu evde yasayıp çalışmaya başlarlardı. Köşklerde, yalılarda yapılacak özel partiler ve düğünler için gelip kolbaşıyla konuşulurdu.
İslam devletlerinde olan Mısır, Fransız ihtilalinden sonra bu sanatı yapan kadınlara Latinceden gelen dans-öz (dansçı kadın) günümüze geldiğinde ise oryantal dans diye anılmaya başlandı. Türkler hala bu dansı ilk günkü gibi seviyor, bu kültürü yasıyor ve yaşatıyor.