|
Türkler M.S.1040 yıllarında İslamiyet’i kabul ettikten sonra kadın dansları
artık sadece saray eğlencelerinde, haremde yapılmaya başlandı. Saray dışında
erkekler arasında yapılan eğlencelerde ise kadın elbisesi giymiş erkekler dans
etmeye başladı. Bunlara da KÖÇEK deniliyordu. Selçuklu Devleti içindeki
düzenlenen eğlencelerde at yarışları, yağlı güreşler, çengi ve köçekler
davetlileri eğlendirirdi.
Yıkılan Selçuklu Devleti'nin ardından kurulan Osmanlı İmparatorluğu’nda da
çengi, köçek ve zamanla Arapça isim alan rakkaseler artık Türklerin vazgeçilmez
bir kültürü olmuştu.
Osmanlı zamanında sarayların dışında çengi ve köçeklerin belediye izinli
teşkilatı vardı. KOL denilen her gurupta 12 kişi dansçı 4 kişi SIRACI denilen
saz ekibi ve bu guruba reislik (patronluk) eden KOLBASI adı verilen biri
bulunurdu. Bunların yasadıkları ev MEŞKHANE diye anılırdı, çengi ve köçek olmak
isteyenler gelip kolbaşından özel kurslar alıp bu evde yasayıp çalışmaya
başlarlardı. Köşklerde, yalılarda yapılacak özel partiler ve düğünler için gelip
kolbaşıyla konuşulurdu.
İslam devletlerinde olan Mısır, Fransız ihtilalinden sonra bu sanatı yapan
kadınlara Latinceden gelen dans-öz (dansçı kadın) günümüze geldiğinde ise
oryantal dans diye anılmaya başlandı. Türkler hala bu dansı ilk günkü gibi
seviyor, bu kültürü yasıyor ve yaşatıyor. |